Uzun Vadeli Yatırım

0
127

Her ne kadar gereğini yapamıyor isek de, kültür ve medeniyet değerlerimizin temel kaidelerinden biri, gözlerimizin açıldığı andan kapanacağı ana kadar ilim öğrenmek tir.  Öğrendiğimizde hem kendimizin konumunu (yaradılanlar içerisinde hiçliğini), hem de çevreye, doğaya, insanlığa ve yaradıcımıza karşı sorumluluklarımızı da öğreniriz.

Okuyup öğrendiklerimizle şahsımız ve yukarıda sayılanlar için değer(fayda) üreterek bizden sonra gelecek canlıların hayatını kolaylaştırabiliriz. Eğitim bize hayat serüveni içerisinde nereden gelip nereye yol almakta olduğumuzu, köklerimizi öğretir. Köklerini bilen, nereden ve hangi şartlardan geldiğini bilen canlılar, geleceklerini daha iyi planlayabilir böylece sağlam temeller üzerinde yükselirler. Bizden önceki nesillerin, anne- babalarımızın hangi şartlar altında, hangi zorluklara katlanarak bizi yetiştirmeye çalıştıklarını bilir isek, bizde ona göre sorumluluğumuz kuşanır ve gayret içerisinde oluruz, olmalıyız.
Öğrenme-eğitim bu kadar önemli olunca, bizim de hayatiyetimizi devam ettirebilmek, sonraki
nesillere kalıcı bir şeyler bırakabilmek için bu konu üzerinde hassasiyetle durulması gerekir.

Dostlar,
Öyleyse önce bulunduğumuz yeri bir tespit edelim ki, bundan sonra atılacak adımlar için temel
oluştursun. Tarihimize baktığımızda, bu topraklarda yaşayanlar insanlığa barış huzur ve saadet
getirmede önder olmuşlardır. Güçlü olduklarında, kendi inanışlarından olsun olmasın tüm
insanlığın yardımına koşmuş, kendilerine saldırı olmadıkça ve nahak yere hiç kimsenin toprağına
göz dikmemişlerdir.

Memleketimiz Trabzon, kavimler göçü sırasında hazar denizinin güneyinden gelen bazı
türk boylarının yaşadığı şehir olarak bilinmekle birlikte,1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından,
ebediyete kadar Türk ve İslam yurdu olarak kalmak üzere Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Bu tarihten itibaren medeniyetimizde kaybolmaz izler bırakmış nice insanlar yetiştirmiştir Trabzon.

Bunlardan kuşkusuz en büyüğü, Osmanlı tarihinin altın dönemlerinden birini yaşatan ve batılı
Tarihçiler tarafından kendisine “muhteşem” sıfatı yakıştırılan Kanuni Sultan Süleyman bizim
bereketli topraklarımızda doğmuş, Trabzonlu ve hemşerimizdir.
O ki, uzun süren hükümdarlığı sırasında Osmanlı topraklarının en geniş halini aldığı, İstanbul’dan
gönderdiği fermanlarla batılılara diz çöktüren, Fransızların esir düşen kralının annesinin yalvarması
üzerine yazdığı bir mektupla, onu bu esaretten kurtaracak kudrette; ama aynı zamanda saray
bahçesindeki ağacın kurumaya yüz tutması üzerine, ağacı saran karıncaların katlinin caiz olup olmadığını
sorması üzerine, Şeyhülislamın; “yarın hakkın huzuruna varınca, Süleyman’dan hesap sorar karınca”
şeklinde cevabı üzerine, karıncaları dahi incitemeyen bir hükümdar.
Bunları edebiyat, hamaset ya da sizlerin gücünü kırmaktan ziyade bu topraklardan çıkanların
geçmişte yapabildiklerini ve bizim sorumluluğumuzun büyüklüğünü göstermek açısından zikrettik.

Şartlar çok değişmiş olsa da, tabiatta bir kez gerçekleşen herhangi bir şeyin tekrarlanabileceği ortadadır.
Önemli olan bastığımız zemini, köklerini bilen, okuyan öğrenen, gelişmeye açık ve kendimizi sürekli
yenileyen bireyler olmamızdır.

Dernek üyelerimizin, hemşerilerimizin tamamının aile fertlerinin yukarıda anlatılan şekilde eğitilmesi çok
önemlidir. Ancak bu olamıyorsa içlerinden kabiliyet ve istidatlılarını eğitmeye çalışmalı, en azından
teşvik etmeliyiz. Bu çalışmalar uzun sürebilir; yıllar, on yıllar hatta daha uzun süreler alabilir, olsun.
Bu sayede Kanuniler, Fatihler, Yunuslar, Hacıbektaşı Veliler, Hacıbayramı Veliler yetiştirerek, bize
emanet edilen toprakları ila yevmil kıyam koruyabiliriz.

Gayret bizden Tevfik Allah CC.den dir.

Kemal Kaya

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here